Önceleri çocuklar evlenene kadar aileleriyle birlikte yaşadıklarından evlerde karavana büyüklüğünde tencereler vardı. Bol kepçeden yemek pişirilir, bir sonraki öğüne aş artırılmaya çalışılırdı.
Modern çağın zorlayıcı gereklerine uyuldu, önce büyük aileler parçalandı, sonra gençler evlenmeden önce tek başlarına kendi şartlarında yaşamayı istedi. Karavanalar iyice küçüldü, tencereler sahanlara ve nihayet tek kişilik minik kaplara dönüştü.
Toplumsal yapılanmamızdaki değişimi, beslenme alışkanlıklarına ve mutfak gereçlerinin süre giden değişimine bakarak görmek mümkün. Mesela ‘ 2-3 günlük yemek yapıp, her gün mutfağa girmeyelim ’ yaklaşımı sağlıklı beslenme trendiyle çoktan değişti. Taze pişirip taze yiyelimler, Uzakdoğu'dan, yakın batıdan etkilenerek belki de bir kez kullanılan fondü kapları, Çin tavaları pek de büyük olmayan mutfak dolaplarında sıkıştı kaldı. İşte bütün bu küreselleşen mutfak hengamesi içinde 1968'den bu yana süregelen değişime ayak uydurarak Türk mutfaklarının vazgeçilmez markalarından biri olan Hisar da var. Marka yaklaşık 40 yıldır hem çok oyunculu iç pazarda hem de güçlü küresel rakiplerin bulunduğu dış pazarda mücadele veriyor.
Tencere ve Tavanın Yassı Çeliği İthal Mutfak eşyalarında çelik, ana üretim malzemesi ve ülkemizde üretilemiyor. Bu nedenle de çeliğin satın alındığı ülke ürünün kalitesini belirliyor. Hisar'ın üretim sloganı, geniş ürün gamı ve kalitesiyle anılıyor olmak. Bütün bunlara bir de tasarımdaki iddiasını ekleyen Hisar, pazardaki konumunu güçlendiriyor. Kendi sektöründe ilk ISO 9001 belgesine de sahip olan Hisar, 25.000 metrekarelik bir alanda üretim yapıyor. Çatal-bıçak-kaşık takımlarının üretimiyle başladığı sürece çelik tencerelerle çaydanlıkları da ekleyen şirket 350 kişiye iş imkanı sunuyor.
Hisar, ürünlerinde AISI 304 kalite, 18/10 krom/nikel alaşımlı 1. sınıf paslanmaz çelik kullanıyor. Hisar Genel Müdürü İsmail Erdoğan, bu çeliğin Hisar kalitesinin bir göstergesi olduğunu söylüyor ve "Hisar, ömür boyu sorunsuz kullanılacak çatal-kaşık-bıçak ve çelik tencereler demektir." diyor.
Hisar'ın otel, restoran ve kafelerde kullanılan çelik ürünler pazarında payı yüzde 35. Ayrıca Türkiye'nin her yerinde 1.200 satış noktasında 3.000'e yakın ürün çeşidini perakendeye sunuyor. Türkiye genelinde 10 adet Hisar'ın kendisine ait olmak üzere franchiselerle birlikte 70 adet konsept mağazası var. Yılda 5 milyon adet çatal-kaşık-bıçak ve 300.000 adet çelik tencere, tava üreten Hisar, günde 450-500 adet de çaydanlık imal ediyor. Genç nüfusun evlilik yaşına geldiği ülkemizde ayda ortalama 3.000 adet çeyiz seti satışı gerçekleştiren firma, çelik ürün grubunda 100 yıllık garanti veriyor. Özel tasarım ürünlerle farklılaşarak rakiplerin önüne geçmeyi bir iş hedefi olarak gören Hisar, dünyada ilk defa özel bir teknik kullanarak Swarovski taşlı çatal-kaşık setlerini üretmiş. Büyük beğeni kazanan bu setlerle 100.000 adet gibi büyük bir satış yakalayan şirket, 2009 yılında yaşanan krizden etkilenmeden çıkmış. Hisar bu yaklaşımıyla da kriz yılı 2009'u, özgün kampanya ve yeni ürünlerle yüzde 14 büyüyerek kapatmış. Şirket, toplam üretiminin yüzde 15'ini başta Almanya ve Mısır olmak üzere 32 ülkeye ihraç ediyor.
Hisar yöneticileri bakmış ki kalite ve hizmet herkeste aynı. Rakipler de bu iki durumu zaten yapıyor. Çıkışı, özgün tasarımlarda bulmuş. Tasarımlı ürünlere tüketicinin rahatlıkla ulaşabilmesi için, tasarımcı Can Yalman ve İnci Mutlu ile anlaşıp, Hisar Studio çalışmalarını başlatmışlar. Can Yalman tasarımlara Anadolu kültürünü taşırken, İnci Mutlu da alışılagelmemiş asimetrik tasarımlarla Hisar ürünlerine fark katmış. Swarovski Signity'nin yarı değerli taşları kullanılarak tasarlanan çatal ve bıçaklar da yine Hisar Studio'nun çalışmalarından. Taşlı tasarımları dünyada ilk kez gerçekleştirilirken DME-Avrupa Tasarım Yönetimi Ödülü, Elle Decor International Design Awards, EDIDA ve Design Turkey Endüstriyel Tasarım ödüllerine de layık görülmüş.
Başarılı tasarım çalışmaları yüksek bedeller gerektiren bir yatırım ve uzun bir zaman istiyorken, bazı meslektaşlarının bu tasarımları birebir kopya ettiklerini belirten Erdoğan, sektörde tasarım hırsızlığının çok fazla olduğunu söylüyor. En büyüğünden en küçüğüne kadar tüm rakiplerinin tasarımlarını taklit ettiğini ifade eden Erdoğan, kanunların tasarım sahibini koruyamadığını, adaletin bazen hiç bazen de çok geç tecelli ettiğini dile getiriyor. Hisar, bazen beğendiği tasarımı satın alarak ama sıklıkla da Erdoğan'ın önderliğinde tasarımlar yapıyor. Miadının dolduğuna inanılan modeller piyasadan çekilirken yenileri de hemen yerine konuluyor. Yeni bir ürün hattı olarak tasarımlarını kendilerinin hazırladığı, üretimini Polonya'da yaptırdıkları porselenleri ise ithal ederek mağaza ve satış noktalarında satışa sunan Hisar bu alanda da iddiasını sürdürüyor.
Şirketin adı ise, kurucularının doğum yeri Konya'nın Doğanhisar kasabasından geliyor. İsmail Erdoğan'ın babası ve amcası 1959'da İstanbul'a gelmiş ve PilmaTudor pillerinin satışını yaparak iş hayatına girmişler. Bir süre sonra kendileri üretici olmayı istemiş ve el fenerleri üretmeye karar vermişler. Fikri hayata geçirmesine geçirmişler ama ülkeye Çin'den kıyamet gibi fener gelmiş. Çin'den gelenler şimdi de olduğu gibi Türkiye'de üretilenlerin maliyetinden daha düşük fiyatlardaymış. Erdoğan kardeşler işin seyrini hızlıca çatal kaşığa döndürmüşler. 1968 yılında da şimdiki işlerine yatırım yapmışlar. 1979 yılında Hisar'da işe başlayan İsmail Erdoğan, "Aradan geçen bunca yıl boyunca sadece işimize yoğunlaştık." diyor. Her sektörde olduğu gibi çelik ürünlerde de rekabetin keskin olduğunu aktaran işadamı, kadınların mutlaka bir şey satın almak istediklerinde mutfak gereçleri alarak hem bu duygularını tatmin ettiklerini hem de bu satın almadan ötürü vicdan yapmadıklarını ifade ediyor; "Çünkü bizim kültürümüzde sofra önemli bir yer tutar. Ancak gördük ki bu önemli anları değerli kılmak ve bir farkındalık oluşturmak gerekiyor. Bu nedenle de sahipsiz gördüğümüz bu alanı sahiplendik ve sloganımızı da Sofra Sanatı olarak seçerek masa başında geçirilen zamanı değerli kılmaya çalıştık." diyor.
Avrupa'daki Markalar Üretimi Çin'e Kaydırdı
Erdoğan, çelik pişirme gereçlerini üretmeye başladığı yıllarda annesiyle yaşadığı bir anıyı da bizimle paylaşıyor: "İlk üretimlerimizden bir tencereyi eve götürdüm ve anneme kullanmasını söyledim. Alüminyum tencerelerle yemek pişirmeye alışık olan annem, çelik tencereyi beğenmedi ve hatta bu ürün tutmaz bile dedi. Anneme çelik tencereleri kullandıramayacağımı anlayınca, eski tencereleri evden bir şekilde uzaklaştırdım ve annemi çelikleri kullanmaya zorladım. Süreçte aradaki farkı o da gördü."
Avrupalı markaların üretimlerini Çin'e kaydırdıklarını belirten Erdoğan, "Biz kendi ürünlerimizi kendimiz üretmek ve bu biçimiyle dünya markası olmak istiyoruz." diyor. Sektörel fuar Züchex'in çevre ülkeleri Türkiye'de toplayan çok büyük bir sektör fuarı olduğunu vurgulayan işadamı, bu yıl 21'incisi yapılacak olan Züchex Züccaciye Hediyelik Eşya ve Elektrikli Ev Gereçleri Fuarı'nda modern tasarımlı yeni ürünleriyle farklı modellerin ülkemizde üretildiğini göstereceklerini söylüyor. Erdoğan, sektörün gelişimi için tüm oyuncuların birlikte hareket etmesi gerektiğini de sözlerine ekliyor.
Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Zaman Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.zaman.com.tr
|