Tüketicinin çevreye duyarlılığının artması ile birlikte şirketler, artık daha az enerji tüketen, zararlı atık üretmeyen, dünyayı kirletmeyen ürünler üretmeye başladı.
Otomobil egzozları, uçakların bıraktığı yakıt kalıntıları, elektrikli ev aletlerinin yaydığı floro kloro karbon kalıntıları, fabrika bacaları, kimyasal atıklar, biyolojik atıklar, asit yağmurları ve daha sayamadığımız yüzlere etken… Tüm bunlar, dünyanın dengesini alt üst etme noktasına ulaştı. Karbon salınımı ozon tabakasına zarar verip, sera etkisini doğurdu, yükselen küresel ısı, buzulları eritip, çölleşmeyi başlattı. Kullanılabilir su azalmaya, kuraklık artmaya, açlık ve susuzluk tehlikesi belki ilk defa insanlığın karşısına bu kadar kararlı ve kesin bir biçimde çıkmaya başladı. Kaynaklar tükeniyor, tükendikçe, enerji giderek daha pahalı hale geliyor.
Bundan 20 yıl öncesine kadar çevreci değerler dünyada yalnızca dar bir grup insanın ilgilendiği bir hareket olarak algılanıyordu. Ama zaman geçtikçe herkes, çevreyi kirletmemenin, enerji kaynaklarını dikkatli ve verimli kullanmamanın insanlığın geleceği için ne kadar hayati öneme sahip olduğunu anladı. Yaşanan tüm bu olumsuz gelişmeler, tüketicinin duyarlılığını artırdı. Çevre bilinci, bireysel öncelik olmaktan çıkarak, kitlesel bir tercih haline dönüştü. Artık tüketici, ürün ve hizmet alırken, insan sağlığına zarar vermeyeni, kaynakları israf etmeyeni, “tutumlu olanları” tercih ediyor.
Yükselen bu trend içerisinde şirketler, çevreye duyarlı, doğa değerleriyle barışık; düşük enerji sarf eden, geri dönüşümlü ürün üretmenin aynı zamanda daha karlı bir tercih olduğunu da fark etti. Gıda maddesinden giyim eşyasına, ev eşyasından taşıt alımına kadar her alanda, çevreci ürünlerden oluşan dev bir yeni ekonomik pazar doğdu. Artık “çevreye duyarlı olan pahalı ve karsızdır” ilkesi kalktı ve yerini “Çevreye saygılı ürün popülerdir ve kar getirir” ilkesi tüm iş dünyasında benimsenmeye başlandı.
ORGANİK ÜRÜN 40 MİLYAR DOLAR Tüketici bilinci geliştikçe, kimyasal herhangi bir işleme maruz kalmamış, içinde sentetik ve kimyasal bileşenlerin bulunmadığı ürünler aranır oldu. Genel olarak organik (ya da ekolojik) olarak ifade edilen bu tip üretimde kimyasal girdi kullanılmadan, her aşaması kontrollü ve sertifikalı olarak üretilen tüm ürünler “organik” sayılıyor. Organik ürünler, insan sağlığı için yarattıkları faydaların yanı sıra üretimlerinden ömürlerinin sonuna kadar geçen süreçte çevre dostu olmaları ile de tercih ediliyor. Sektör 2007’de 40 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Bu pazar içerisinde yalnızca Avrupa’nın yıllık cirosu yıllık 14 milyar euro civarında. Ancak pazar logaritmik bir hızla büyüyor ve 4 yıl içinde 80 milyar dolar gibi dev bir rakama ulaşması bekleniyor. Organik ürün sektörü Türkiye’de de hızlı büyüyor. Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (ORGÜDER) Başkanı Ahmet Tiryakioğlu’nun verdiği bilgilere göre, iç pazardaki satış hacmi şimdilik yaklaşık 100 milyon dolar civarında. Ancak rakam her yıl yüzde 20–35 oranında büyüyor.
Bugün kentlerde organik ürün satan mağazalarda her türlü organik ürüne rastlayabildiğiniz gibi, özellikle belediyelerin de teşvikiyle artık büyük şehirlerde sertifikalı organik ürünlerin satıldığı açık organik ürün pazarları kurulmaya başlandı.
Ancak başlangıçta gıda ürünleriyle ortaya çıkan organik ürün pazarı, zamanla tekstil, kozmetik vb. birçok alana yayıldı. Artık birçok tüketici, gıda dışındaki ürünlerde de “organik ürün” etiketini arıyor. Son 10 yıl içerisinde tekstilden kozmetiğe, tarım ürünlerinden oyuncağa, hatta turizme kadar pek çok farklı alanı içeren bir organik ürün gamı doğmuş durumda. 2012’ye kadar, dünyada yalnızca tekstil alanında organik pamuk pazarının 6,8 milyar doları bulması bekleniyor.
Öte yandan, özellikle son yıllarda enerji tüketimi de çevre duyarlılığındaki en önemli konulardan biri haline geldi. Azalan enerji kaynakları yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimi artırsa da bunun sorunu kısa vadede çözemeyeceği bilinen bir gerçek. Konunun bu boyutu bir tarafa, artık enerji nasıl ve ne kadar çok üretilirse üretilsin, en iyi yöntemin “tasarruflu ve tutumlu kullanım” olduğu tüketicilerin bilincine yerleşmiş durumda. Bu yüzden, yeni elektronik eşya alışverişinde “tutumlu” ürünler tercih edilmeye başlandı. Yapılan araştırmalar da bunu net bir biçimde ortaya koyuyor. Electrolux tarafından Türkiye’deki 10 yıldan eski ev elektronik ürünlerini ele alan bir araştırma, bu ürünlerin, yeni kuşak tasarruflu cihazlarla değiştirilmesiyle İstanbul’da yılda 3,5 milyon metreküp su, 137 milyon kwh elektrik tasarrufu yapabileceğini gösteriyor. Bu sonuç, şehirlerdeki tüm evlerde aynı anda yakılacak birer lambanın 936 saat boyunca yanmasıyla harcanacak elektrik miktarına denk geliyor. Araştırma bu sayede aynı zamanda karbon emisyonunu 121.000 ton azaltabileceğini ve 37 milyon Euro değerinde tasarruf sağlanabileceğini de ortaya koyuyor.
GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR EV EŞYALARI Çevreci elektrikli ev aletleri, pazara bir hareketlilik de getirmiş durumda. Artık üretici firmalar, reklam kampanyalarında uygun fiyat seçenekleri ya da taksit miktarlarından çok, ürünlerinin çevreci anlayışlarını ve tasarrufçu özelliklerini ön plana çıkarıyorlar. Bugünlerde dünyanın en az elektrik tüketen buzdolabını, en az su tüketen bulaşık ve çamaşır makinelerini geliştiren Arçelik’in satışlarında, son dönemde yüzde 30-50 arasında artış yaşandığı bilgisi veriliyor. Şirketler hızla kendi çevreci ürün serilerini yaratıyor.
Arçelik’in ekolojist bulaşık makinesi 9 litrelik su tüketimi ile dünyanın en az su tüketen bulaşık makinesi olma sloganıyla pazara çıktı. Benzer bir yaklaşım sergileyen Siemens ‘Gelecek Evinizde’ sloganıyla “ecoplus” ürünlerini görücüye çıkardı. Şirket, yıkama programlarının sürelerini yüzde 50 oranında kısaltırken, JetMatic serisi bulaşık makinelerindeki özel yıkama fonksiyonları sayesinde zaman, su ve enerji tasarrufu sağlıyor. AEG-Electrolux’ün 50670 Sensorlogic bulaşık makinesi de geri dönüşümlü malzemeden çevre dostu bir ürün. Sensorlogic, “miktar otomatiği” sayesinde bulaşık miktarına göre su ve elektrik harcıyor.
Bulaşık makinelerinin tasarruflu modellerine paralel olarak çamaşır makinelerinde de benzer özellikli ürün serileri ortaya çıktı. Çamaşır makinelerinin çoğunda dikkat çeken temel özellik, bünyelerindeki teknoloji sayesinde konan çamaşır miktarına göre deterjanı ayarlıyor oluşları. Arçelik’in ürettiği A+ enerji sınıfı çamaşır makinesi ve Bosch’un Logixx 8 Sensitive çamaşır makinesi, özel sensörleri sayesinde çamaşırın miktarına göre suyunu ve elektriğini kendisi ayarlıyor. Bu akıllı teknoloji ayrıca gerekli deterjan miktarını da belirliyor. Düşük elektrik sarfiyatları bu makinelerin bir diğer özelliği. Küresel ısınmayla birlikte satışlarında patlama yaşanan klimalar ise, son zamanlarda piyasaya sürülen modellerinde sera etkisi yapan gazlardan arındırıldığı için, çevreci, düşük elektrik tüketimleriyle dikkat çekiyor.
ELEKTRONİK EŞYADA DAHA AZ ENERJİ Çevreci ürün geliştirme konusunda önemli gelişmelerin yaşandığı bir diğer alan da ev elektroniği. Ürünler daha az enerji ve daha düşük karbon salınımı ilkeleri üzerine geliştiriliyor. Sony’nin geliştirdiği 32 inç "Bravia KDL-32JE1" modeli, eski tip televizyonlarla kıyaslandığında yüzde 70 daha az enerji tüketimi yaparken, karbondioksit salımını yılda 79 kilogram düşürüyor. Sony gibi çevreci bir anlayışla ürün geliştirme çalışmaları sürdüren bir diğer şirket de Panasonic. Sağlıklı gelecek için projelerini “çevreci fikirler (eco ideas)” adı altında toplayan Panasonic, enerji tüketimini ürün gamı içerisinde ev sinema sistemlerinde yüzde 62,5, Lumix fotoğraf makinelerinde yüzde 28, HD kameralarda yüzde 18,4 oranında azalttı.
Bilişim sektörü de başta enerji tasarrufu olmak üzere, düşük karbondioksit salınımlı, geri dönüşüm özellikli ürünlere ciddi bir öncelik vermiş durumda. Zira sektör ürünlerinin dünyanın karbondioksit salınımının yüzde 2’sinin sorumlusu olduğu tahmin ediliyor. Google’da bir arama yapmanın enerji tasarruflu bir ampulün bir saatte harcadığı enerji miktarına denk gelmesi de sektördeki enerji tasarrufunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu yöndeki bilinç, tüketici tercihlerine de birebir ölçekte yansımış durumda. Nitekim HP Türkiye Görüntüleme ve Baskı Grubu Ülke Müdürü Fikret Ergüder, dünya çapında yapılan HP Kurumsal Müşteri Çevre Araştırması’nın sonuçlarına göre, müşterilerin yüzde 80’inin, seçimlerini yaparken çevresel faktörleri göz önünde bulunduğuna işaret ediyor. Şirketler de bu konuda şimdiden harekete geçmiş durumda. Nitekim HP, 2010 yılında ürünlerinde enerji tüketimini yüzde 20 oranında azaltmayı amaçlıyor. Bu hedefe ulaşabilmek için de enerji tasarrufu sağlayan ürün ve hizmetler sunmayı ve dünya genelindeki tüm tesislerinde enerji tasarrufuna yönelik operasyonlar geliştirmeyi planlıyor. Fujitsu Siemens, ürünlerinin geri dönüşümlü olması yönünde bir program yürütüyor. Şirketin ürünlerinde özen gösterdiği bir diğer konu da; çevre dostu teknolojiler kullanılması ve bunu sertifikalandırması. Samsung ise uzmanlaşmış olduğu monitör sektöründeki çevreci uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Xerox, ağaç kesimini azaltacak yeni bir kağıt üretim yöntemi geliştirdi ve her yıl 1 trilyon ofis kağıdının kullanıldığı Amerika’da satışa sundu. Dijital baskı ve kopyalama makinelerinde kullanılmak üzere geliştirilen ve ağaç tüketimini yarı yarıya azaltacak bu kağıda "Yüksek Randımanlı Kağıt" (High Yield Business Paper) adı verildi. Yeni kağıdın üretildiği fabrikada fosil yakıtlar yerine hidroelektrik enerji kullanıldı. Böylece kağıt üretiminde ortaya çıkan sera gazı emisyon oranı da yüzde 75 düşürüldü.
E-FATURALAR Kağıt üretimindeki arayışların paralelinde kağıt tüketimin azaltılmasına yönelik uygulamalar da son zamanlarda oldukça popüler hale geldi. Düzenli olarak yapılan fatura ödemelerinde, uçak biletlerinde, banka ekstrelerinde kağıt kullanımı yerine elektronik posta ve SMS kullanımı giderek yaygınlaşıyor. E-faturalama yöntemi ile kağıt tasarrufunun yanında veri hazırlama, veri girişi ve iş yükünden oluşan maliyetler de ortadan kalkıyor. Böylece fatura karşılaştırma ve onaylama iş yükünde yüzde 70, satıcı ile müzakere süreçlerinde ve anlaşamazlık çözümlerinde ise yüzde 80 optimizasyon sağlanıyor. Tüketicinin fatura indirimi, hediye puan, fazladan hizmet kullanımı vb. uygulamalarla teşvik edilmeye çalışıldığı bu uygulamalar tüketici tarafından yoğun bir ilgi görüyor.
E-fatura uygulamaları, dünya ölçeğinde devasa büyüklükte bir tasarrufun kapılarını açmaya aday. Örneğin geçtiğimiz aylarda Türk Telekom tarafından başlatılan e-fatura uygulamasıyla sağlanacak tasarruf bu konuya önemli bir örnek teşkil ediyor. İsteyen müşterilerin faturalarını elektronik olarak almaları ve aynı zamanda fatura tutarlarının ve son ödeme tarihlerinin her ay kendilerine SMS yoluyla bildirilmesi sağlanacak. Her ay 23,5 milyon adet fatura basan Türk Telekom’un faturalarının baskısında aylık 125 tonu şirket kopyası, 125 tonu müşteri kopyası ve 100 tonu zarf olmak üzere toplam 350 ton 1’inci hamur kağıt kullanılıyor. E-fatura hizmeti sayesinde ilk aşamada Türk Telekom’un kendi arşivleri için bastığı faturaların elektronik ortama geçmesiyle her yıl yaklaşık 24.000 adet çam ağacına denk gelen 1500 ton kağıt tasarruf edilmiş olacak. Müşteri kopyalarının da isteğe bağlı olarak elektronik ortama taşınması ile bu rakam yaklaşık üç katına çıkarak 4200 ton kağıda ulaşacak.
AB verilerine göre, otomobillerin karbon salınımının kilometre başına 160 gram olduğu tahmin ediliyor. BM ve IMF verilerine göre Dünya’da 2002 yılında 751 milyon olan motorlu taşıt sayısı 2010 yılına kadar 188 milyon adet artışla 939 milyona, 2020 yılında 1 milyar 225 milyona, 2030 yılında ise 1 milyar 660 milyona çıkacak. Bu kadar yüksek sayıda motorlu taşıtın yapacağı karbon salınımının ulaşacağı devasa rakamlar, bilim adamlarını ve taşıt üretici firmaları hareket geçirdi. Otomobil sektöründe çevreci yaklaşımlar farklı kulvarlarda ilerliyor. Bunlardan ilkinde halen varolan teknolojilerin geliştirilerek yakıt tüketiminin ve karbon salınımının azaltılması amaçlanıyor. AB, otomobil üreticilerine karbon salınımını 2012 yılında kadar 120 grama indirmeleri çağrısı yaptı ve otomobil üreticileri de bu yönde çalışmaya başladılar. General Motors, Volkswagen, Peugeot, Toyota, BMW, Mercedes Benz ve Honda’nın stantlarında çevreci modellerin ağırlığı dikkat çekiyor.
Çevreci araç arayışlarında bir diğer yaklaşım ise hibrid otomobillerden oluşturuyor. Benzinli ve elektrikli motorların ortak çalışmasına dayanan hibrid teknolojisi, dizel motorlara da uygulanıyor. Otomobil benzinli motoru sadece arabanın kalkışında ve yüksek hızda kullanıyor. Yani 0-12km/s ve 80 km/s üstü hızlarda araba benzinli motoru kullanırken 12 ile 80 km/s ’lik dilimde ise elektrikli motoru kullanıyor. 20-25 yıllık projeksiyonda, hidrojen, güneş enerjisi vb alternatif yakıt kullanan otomobiller de geliştirilmeye devam ediyor.
ÇEVRECİ KONUTLAR Konutlar, dünyada elektrik, su ve ısınma giderleri nedeniyle enerjinin en çok tüketildiği mekanlardan birisini oluşturuyor. Nitekim yapılan araştırmalar, Türkiye’de, enerjinin yüzde 34’ünün evlerde tüketildiğini gösteriyor. Bu durum konutların ısı yalıtımından, elektrik-su tüketimine kadar bir çok konuda tasarruf anlayışına göre yapılmasına, hatta güneş, rüzgar vb. sürdürülebilir kaynaklara dayanarak kendisi üretip, suyunu geri dönüştürecek şekilde imal edilmesi gündeme geldi.
Gayrimenkul şirketleri sürdürülebilir özelliklere sahip konut projelerini hayata geçirmeye başladılar. MİLPA, Esenyurt’ta ürettiği Milpark Konutları’nda; atık suları arıtarak daire başına yıllık tüketiminde yüzde 50’ye varan tasarruf sağlamayı hedefliyor. Propa İnşaat, güneş ışığından fayda sağlamak ve aydınlık mekanlar yaratmak için Sarıyer Park’ta geniş camlar ve yerden tavana kadar camlı kapılar kullanıyor. Soyak İnşaat, Mavişehir’de, yalıtım sistemleri ve ultraviyole filtreli çift camlar sayesinde binalarda ısı kaybını azaltıyor. A-Z Yapı, Meritlife Kent projesinde konutlardan toplanacak evsel atıklarında farklı bir yaklaşım geliştirerek atıkları, kağıt, plastik, cam, teneke ve biyolojik atık olarak ayrıştırılmış halde topluyor. Doğa Gayrimenkul ise konutlarında kimyasal boyalar yerine ahşap malzeme kullanıyor. Teknik Yapı, Dilman Towers projesinde şebeke suyunun daha az kullanılması için kuyu suyu kullanımı sağlarken, Sinpaş GYO da Lagün projesinde yağmur suyunu göletlerde kullanmak üzere biriktiriyor.
MUSLUKTAN KÜVETE TASARRUF Son yıllarda giderek azalan su kaynakları, “az kullan” ilkesini neredeyse tüm konutlardaki elektrik ve su tasarruflu ekipmanların kullanımını yaygınlaştırdı. RocaKale, yüzde 50 su tasarrufu sağlayan tek kumandalı armatürleri ile seramik diskli plus kartuş sayesinde fazla su tüketimini önlüyor. Ece Banyo ise piyasaya sunduğu yeni nesil klozetlerle konutlarda su tasarrufuna önemli bir katkı sağlıyor. Şirketin Türkiye’de üretilen ve 4,5 litre su ile tam temizlik sağlayan yeni ürünüyle, dört kişilik bir ailenin yıllık su tüketiminde 39.000 litreye varan bir tasarruf sağlıyor.
Konutlarda çevreci ürünlerin geliştirildiği bir diğer alansa aydınlatma ürünleri. Türkiye’de her evde 3 adet normal ampulün enerji tasarruflu ampuller ile değiştirilmesi sonucu, yıllık 3200 GWh enerji veya 400 milyon YTL tasarruf sağlanabileceği hesaplanıyor. Philips, Orsam gibi aydınlatma ürünleri üreten firmalar tasarruflu ürünler geliştiriyor. Philips "yeşil aydınlatma teknolojisi" ile iç ve dış aydınlatmada enerji tasarrufu sağlarken, bir taraftan da karbondioksit salınımını azaltmayı amaçlıyor.
Kaynak: KobiFinans Dergisi 20. Sayı
|